24 Temmuz 2011 Pazar

Write About Love - Belle & Sebastian


Belle & Sebastian’ın 2010 tarihli güzel albümüne dair bir şeyler karalamak istediğimi, vakti zamanında Sunday’s Pretty Icons şarkısını bloga koyduğumda belirtmiştim. “Kısmet bugüneymiş“ diyerek, izninizle albüm tanıtımına geçmek istiyorum.

“Write About Love” albümünü başından sonuna dinleyince ilk edinilen izlenim bu albümün iki kişilik olduğuna dair. Eğer albümün geri kalanından keyif almak istiyorsanız ve sevgiliniz yok ise, Belle & Sebastian konserine gitmeden önce “bir biletim daha olsaydı, benimle gelir miydin” diye sorduğunuz kişinin, size olumlu cevap verdiğini hayal ederek işe başlayabilirsiniz. Zaten albümün geri kalanında sık sık hayaller âlemine geçiş yapacaksınız.

Albümden kulağımıza gelen ilk cümleler olan “Make me dance, I want to surrender.” (Dans etmemi sağla, teslim olmak istiyorum), Belle&Sebastian’ın bu albümde size vaat ettiklerini özetliyor. Müziğe teslim olup, dans etmeye başlayarak gerçeklerden uzaklaşıyoruz. Parçanın sonuna doğru, melekler kulağımıza şu cümleyi fısıldıyor: “Forget about it honey, troubles will be over when you’re around” (Unut gitsin tatlım, sen etrafımdayken sorunlar ortadan kalkacak)

Belle and Sebastian I didn't see it coming by Ter_an

Eğer açılış parçası olan “I Didn’t See It Coming” ile hayallere dalmaya başladıysanız, yola ara vermeden devam edelim, zira önümüzdeki üç şarkı boyunca, pamuk helva pembeliğinde bir hayal dünyasının içinde kalmaya devam edeceğiz. Saatinizi kolunuzdan çıkardığınız, gürültüden uzakta, hiçbir şey düşünmeden bir ağacın altında sevgilinizle oturduğunuz, omzunuza meleklerin konduğu o öğleden sonra dinleyeceğiniz albüm bu olsa gerek. Belki hiç gelmemiş, belki de hiç gelmeyecek olan o öğleden sonra, dinleyene huzur verecek bir albüm. Bize günlerimizi, saatlerimizi vermeyen dünyaya inat, keyifli bir ezgiye kulak verip haykıracağız hep birlikte: “I Want the World to Stop” (Dünya dursun istiyorum)

Hayaller dünyasında sahneyi Little Lou, Ugly Jack ve Prophet John üçlüsüne bırakma vakti. Kafamızda yarattığımız bu üçlü, canımızı yakanın çoğu kez gerçeklerin ötesinde kurduğumuz hayaller olduğunu hissettirerek pembe düşlerimize kara çalıyorlar. “Olabilirdi”leri, “olabilirmiş”leri hatırlatıp hüzünlendiren bu şarkıyı dinlerken, Milliyet Sanat’ın Ocak sayısında aktarılan rivayete göre, şarkıyı söylemeden önce “sesim Minnie Mouse gibi çıkarsa söyleyin” diyen Norah Jones’a da sevgilerimizi göndermeyi unutmayalım.

Belle & Sebastian - Little Lou, Ugly Jack, Prophet John (Feat. Norah Jones) by nixsantos

Sırada, bizi o ağacın altına geri götüren dört parçanın ilki olan ve aynı zamanda albüme adını veren parça olan “Write About Love” var. Vokalde Carey Mulligan’ın olduğunu düşününce, çatıda öğle yemeği yeme hayalleri daha bir keyifli oluyor. Sonraki şarkıya geçince, gerçekler diktatörlüğüne karşı bağımsızlığımızı ilan etme vaktinin geldiğini görüyoruz; zira şarkının ismi “I’m Not Living in the Real World” (Carey Mulligan ile ilgili olarak bloga koyduğum şu yazıya göz atabilirsiniz.)

06 Write About Love (Feat. Carey Mulligan) by jackpumpkinhead

Daha önce Norah Jones’un One Flight Down isimli şarkısını, tesadüfen uçaktan inerken dinlemem üzerine bir yazı yazmıştım. Bu albüm yazısı da benzer bir çıkış noktasına sahip, o çıkış noktasını oluşturan ise, albümde sondan bir önceki parça olan “I Can See Your Future”. Uçakla Hamburg’a geldikten (çıkış noktam apayrı bir yazının konusu olacak şekilde uçaklarla ilişkili) sonra, metroyu beklerken hayatımdan çalınan 12 uzun dakikayı bana geri iade eden parça ve aklımdan çıkmayan sözleri:

“Forward’s the only way to go
You catch me up, I’ll take it slow
I can see your future, there’s nobody around”

Kapanış, daha önce bloga koyduğum “Sunday’s Pretty Icons” parçasıyla yapılıyor. Şarkının sonunda Belle&Sebastian bizleri; unuttuğumuz eski aşklarımızı, nefret ettiğimiz insanları ve diğerlerini affetmemizi tembihleyerek hayal dünyalarından uğurluyorlar. Kusursuz bir son; ama şimdi işin yoksa oturup gerçekler âleminin bitmek bilmeyen dertleriyle uğraş. Belle & Sebastian bizleri bir saatliğine hayaller âleminde misafir etmek yerine, doğrudan o evin anahtarlarını bize teslim etselerdi fena olmazdı diye düşünüyorum.

Hiç yorum yok: