25 Nisan 2011 Pazartesi

Hoşçakal Sevgili Ülkem


Turistlerin bir şehirde en çok ziyaret ettiği yerler arasında bir mezarlık olabilir mi? İçinde Moliere, Chopin, La Fontaine, Edith Piaf, Jim Morrison ve daha bir sürü ünlü ismin yattığı Pere Lachaise bu soruya akıl dışı bir şekilde "evet" yanıtını verdiriyor. Paris'te onlarca müze ve serginin yerine bana mezarlık ziyareti yaptıran ise, yukarıda saydığım isimlerden birisi değil. Ziyaretimin esas amacı, çoğu Paris'in yerlisi olan isimlerin yanında, Paris'te yattığı yeri yadırgayan bir adamı görmekti. Bizim topraklardan çıkan, sanatıyla var olan; ancak hayatı sürgünde biten bir efsane: Yılmaz Güney.


Yılmaz Güney dünyanın dört bir tarafından gelen turistlerin ilgisini yeterince çekmemiş olacak ki, girişte dağıtılan haritanın içindeki 100'ün üzerindeki ismin içinde onunki yer almıyor. Hal böyle olunca, koca mezarlıkta yerini bulmak da imkansız hale geliyor. Bu durumu fark edince, geri dönüp kapıdaki görevliye bütün isimlerin yer aldığı bir liste olup olmadığını soruyorum. Görevli, böyle bir listenin başka bir binada bulunduğunu ve o binanın da bugün kapalı olduğunu söylüyor. Anlayacağınız pek umut yok. Son bir deneme yaparak: "Ben Yılmaz Güney'in mezarını ziyaret etmek istiyordum?" diye soruyorum.

Görevli bana dönüyor ve "Hmmmm, Güney. Güney ve Kaya" dedikten sonra Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya'nın mezarlarının olduğu yerleri işaretliyor. Adı listede yazmasa bile anlaşılan Çirkin Kral'ın soranı çok. Aynı zamanda Ahmet Kaya'nın da Pere Lachaise'de yattığını öğreniyorum. Onun mezarında yazan bir cümle insanın boğazını düğümlüyor ve ikili hakkında başka bir söz söylemeye gerek bırakmıyor: "Hoşçakal sevgili ülkem."

Bir sonraki ziyaretin memlekette olması dileğiyle...

Ekleme: Görevlinin Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya'nın mezarlıktaki yerlerini işaretlediği harita


Hiç yorum yok: