11 Nisan 2010 Pazar

Beşiktaş 0-0 Trabzonspor: Tek Eksiğimiz Gol


Başlığa bakıp da Beşiktaş'ın oyununu öveceğimi düşünenler varsa yanılıyorlar; çünkü bu başlığı atmamın esas nedeni cümlenin mantığını eleştirmek. Gol atarak kazanılan bir oyunda, oyunun hedefine(ing. goal= hedef) ulaşacak organizasyona sahip değilseniz, temel bir yanlışlık içindesiniz demektir. Beşiktaş'ın bu sezon ligde 8. defa gol atamadan tamamladığı bir maç izledik. 9 maçı da yalnızca bir gol atarak tamamladığını hesaba katarsak, takımın gol atamama sorununun bütün sezona yayıldığını görürüz. Orta Saha oyuncularının hücuma hemen hiç katkı vermediği, gerçek bir sağ bek ve sağ kanat oyuncusu olmadığı için sağ kanadın felç olduğu bu takımın hemen hemen bütün atakları 36'lık İbrahim Üzülmez tarafından gerçekleştiriliyorsa, şampiyonluk yarışında geride kalmaktan daha doğal bir şey olamaz. İsimini anmışken kaptanın hakkını da verelim, takımın kalan isimleri bu maçı onun kadar isteseydi Beşiktaş dün akşam üç puanı alan taraf olurdu.


Organizasyonsuzluğun hüküm sürdüğü bir takımda Tello'nun yokluğu, Ernst'in sakatlıktan yeni çıkması gibi faktörler takımın 8 günde 4 puanı bırakmasına neden oldu. Yetenek seviyesi oldukça düşük olan bu takımda, bir hücum gerçekleştirmek için topu soldan sağa çeviren; ama bir türlü kanatlarda sıfıra inemeyen Beşiktaş'ı izlemek taraftarları da oldukça yoruyor. Dün akşam Trabzoun'un defansif orta saha kullanmayıp defans hattını ileriye çekmeyi tercih eden taktik dizilişi sayesinde orta sahaya 55. dakikaya kadar hakim olduk; ancak Teofilo - Ceyhun değişikliğinin ardından, Umut'un santrafora geçmesi ve Trabzon'un sağlam bir 4-3-3 dizilişine dönmesi sayesinde orta sahada alan bulamadık, böylelikle oyunu Trabzon'a teslim ettik. Bunda Ernst'in tam hazır olmamasının da önemli bir rol oynadığını söylemeliyiz. Tarafsız izleyenlere karşılıklı pozisyonlarla keyif veren bir maç izletti iki takım; ama sezonun 29. haftasında bir Beşiktaş taraftarı olarak bunu övecek durumda değilim. Açıkçası berbat bir oyunla 1-0 kazanmayı tercih ederdim. Taraftarın genel psikolojisi de benimle benzer olduğu için, iki gün sonrasında 90 dakikanın unutulacağından ve son dakikadaki penaltı pozisyonunun gündemde kalacağından da eminim.


Mustafa Denizli'nin bu pozuna bakarak onun da gelecek haftalar için endişe duyduğunu kestirmek zor değil. Ankaragücü maçı sonrası umutları 32. haftaya kadar erteleyen hoca için artık hesapları erteleyecek hafta da kalmadı maalesef. Sezon başı takımı kurarken, yaratcı bir orta saha bulamamanın yarattığı sıkıntıyı, bütün sezn boyunca çözemedi Beşiktaş. Bu durumda pozisyon üretmesi için ayağına bakılan pek çok isim ise, sezonu ya sakatlıklarla boğuşarak ya da istikrarsız bir form grafiğiyle geçirdi. Önümüzdeki sezon bu sıkıntıları aşmak adına nasıl çözümler üreteceğini ise, sezonun geri kalanından daha fazla merak etmeye başaldık. Yine de sezon bitmeden umut bitmez, Fenerbahçe derbisi bu açıdan hala büyük önem taşıyor.

Hiç yorum yok: