25 Temmuz 2010 Pazar

Yeni Bir Başlangıç



İlk blog deneyimime Fenerbahçe ile başlamadan önce, kendimle ve bu blogda yazmamı sağlayan "Yaz Helvası"yla ilgili birkaç şey karalamak istedim. Futbol ve ağırlıklı olarak tuttuğum takım Fenerbahçe ile ilgili elimden geldiğince keyifli ve okunmaya değer yazılar yazmaya çalışacağım. Spor ve genel kültür konusunda tanıdığım en bilgili ve düşüncelerine değer verdiğim bir arkadaşım "Blogumuzda Fenerbahçeli açığı var, en azından boş zamanında maç analizi yazar mısın?" diye teklifte bulununca geri çevirmek olmazdı tabii ki. Umarım bu ilk denememden ortaya güzel bir şeyler çıkar. Gelelim 2010-2011 sezonu Fenerbahçe'sine...

Geçtiğimiz sezonun dramatik, trajikomik ve neresinden bakarsak bakalım skandal finalinden sonra Fenerbahçe futbol takımının ve taraftarlarının kendine gelmesi kolay iş değil. Son haftadaki Trabzonspor maçında geçen sezonun belki de en iyi Fenerbahçe'si sahada ardı ardına goller kaçırırken, ve hiçbir zaman bilemeyeceğiz ama tahminimce maç bu oyunla (anons skandalı olmadan) 1-1 bitse taraftarın çoğunluğu medeni ve olgun bir şekilde durumu karşılayacakken olanlar başta o gece Kadıköy'de olan hiçbir Fenerbahçelinin kolay kolay atlatabileceği şeyler değildi. Futbol takımı için de hiçbir şeyin aynı kalması beklenemezdi ki şampiyonluk dışındaki derecelerin başarısızlık sayıldığı bir kulüpte böyle bir sezon sonunda kabağın Christoph Daum'un başına patlaması kaçınılmazdı. Daum'un takımdan gönderiliş biçimi, karşılıklı saygısızca davranışlar ve açıklamalar, yapılan kontratların ve tazminat maddelerinin başa açacağı sorunların öngörülememesi, dünya kulübü iddiası taşıyan bir kulübe yakışmasa da, sonucunda takımın başına Aykut Kocaman gibi bir ismin getirilmesi çoğu Fenerbahçelinin taşıdığı kaygıları unutturdu. Fenerbahçe'nin Alex Ferguson'u olması umuduyla sportif direktörlüğe getirilen Kocaman'ın, ne kadar etkili olduğunu bilemediğimiz bu görevinin ardından teknik direktörlüğe getirilmesi ise Fenerbahçe özelinde Türk spor kulüplerinin ne kadar plansız, kararsız ve sistemsiz oluşunun apaçık göstergesi oldu. İlhan, Caner, Stoch, Dia transferlerine ek olarak bugün yarın alınması beklenen yabancı bir forvetle birlikte Fenerbahçe futbol takımı yeni sezona başlıyor. Önümüzde bir Şampiyonlar Ligi ön elemesi var ve rakip Young Boys karşısında ne kadar favori olsak da, en azından takımın yeni sezona ve bir sonraki ön elemede gelecek muhtemel bir Sevilla'ya, Tottenham'a karşı hazır olup olmadığını görmek açısından önemli bir kriter olacak.

Fenerbahçe'nin 2010-2011 kadrosu ve kafamdaki ilk 11 varyasyonları diğer yazının konusu olsun. Bu yazıyı en az yeni transferler kadar merakla beklediğim yeni formalardan bahsederek bitireyim.

Lacivert kaleci formasını saymazsak 4 yeni forma görücüye çıktı. Çubuklu forma bildiğimiz çubuklunun çubuklarının inceltilmesiyle birlikte 9 çubuktan oluşuyor. 2002-2003 sezonundaki aria reklamlı lacivert denemeyecek bir mavi ve sarıdan oluşan çubukludan sonraki bütün çubuklu formalarda olduğu gibi yine gerçek bir sarı-lacivert uyumu ve güzel bir dizayn var. Beyaz forma bana çok sade geldi. Belki River Plate çakması bir sarı-lacivert şerit güzel durabilirdi bu formanın üzerinde. Favorim mavi forma... "Fenerbahce Güneşi" adı verilen bu formadaki güneş ışınları ve uyumlu bir mavi tonu bu formayı diğer formaların önüne geçiriyor benim gözümde. Yeşil/Palamut forma ise zaten bir süre satışa sunulmayacak ve kullanılmayacak. Bu formayı geçen sezonki "arma forma"ya benzettiğim palamut dalı kurtarıyor bence. Arma formadan farklı olarak ise formanın rengine gözlerimiz bir süre alışamaz, ama zaten çok fazla tercih edeceğimizi de sanmıyorum.

4 yorum:

moist dedi ki...

hoşgeldin :) fbahçe'yle ilgili ağzımdan iyi bir şey çıkmaz ama -hem de aramıza katılmanın şerefine- mavi formayı çok beğendiğimi söyleyeyim :)

alexander moodle dedi ki...

teşekkürler hoşbulduk :) farklı renklerin dostça mücadelesini birlikte yaşayalım o zaman

anadolu kaplanı dedi ki...

hoşgeldin.. ismimden de belli oluyodur büyük takımlarla pek aram iyi değildir ama bence de yeşil forma güzel biraz güzel olmuş:) hoşgeldin tekrar...

alexander moodle dedi ki...

hoşbulduk :)