30 Kasım 2009 Pazartesi

Sivasspor 0-1 Beşiktaş: Öp hocanın elini

Kurban bayramı Beşiktaşlılar için pek kısmetli geldi. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın 3'er puanı bıraktıkları haftada Sivas deplasmanında alınan bu galibiyet Beşiktaş'ı 2. sıraya taşıdı. Beşiktaş, cuma günü Diyarbakırspor maçını kazanırsa maç fazlasıyla liderlik koltuğuna oturacak. Şeker Bayramı'na 6 hafta sonunda 6 puanla giren Beşiktaş iki bayram arasında yeniden lige döndü, peki bu dönüşte etkin olan faktörler nelerdi? Barça-Real maçından bu maça dönmeye pek fırsat bulamadığım için genel konulara değinmenin daha doğru olacağına inanıyorum.
1. Bobo'nun Dönüşü



Sezon başından beri Beşiktaş çok fazla pozisyon bulan bir ekip görüntüsü vermedi; ancak ilk haftalarda bulduğu gol pozisyonlarını akıl almaz şekilde harcayan, sorumluluk almaktan kaçındıkları için de pozisyon üretemeyen forvet oyuncularıyla dolu bir takım vardı. Sakatlıktan, formsuzluktan veya sisteme uyum sağlayamadıkları için belki de ligin en fazla forvet seçeneğine sahip olan takımı (forvet hattı Bobo, Nobre, Holosko, Nihat ve Batuhan'dan oluşmakta -kenar adamları ve oyun kurucu olarak oynayabilen Tabata, Tello, S.Özkan, Ekrem, Yusuf da takımın diğer hücum seçenekleri) gol atma sorunları yaşamaktaydı. Bu forvetlerden yalnızca biri; bana kalırsa en yeteneklisi olan Bobo, formuna kavuştu ve takımı bir adım ileriye taşımasını bildi.


Sezon başında Demirören yönetiminin göndermek için uğraştığı; ancak istediği şartlarda teklif bulamadığı için takımda kalan Bobo, haliyle ilk haftalarda bu belirsizliklerle dolu transfer döneminin etkisinde kaldı. Hücum opsiyonlarının çok olması ve 6 yabancı kuralının da zorlaması ile düzenli olarak da forma şansı bulamadı. Son üç haftada ise çok şık üç gol vuruşu yaparak üç gole imza attı Bobo ve takımın tatmin etmeyen galibiyetler serisinden çıkıp umuda yolculuk dönemine girmesinin mimarı oldu.


2. Alman İkili
Fabian Ernst'in transferi sanıyorum 2009 ylında Beşiktaşlıların başına gelen en güzel hadise oldu. Yetenekli ama dirençsiz bir takımı toplayan ve kısa sürede savaşkan kimliğiyle taraftarlar adına bir sembol haline gelen Ernst'in parıldayan kafası, 2009 şampiyonluğu denince Beşiktaşlıların aklına gelen ilk manzara olacaktır şüphesiz. Yanına bu sezon eklenen Fink de ilk maddede belirttiğim gibi yabancı kontenjanının kurbanı olarak başladı sezona, süper kupadaki Fener maçındaki iyi performansı ve İ.B.B. karşısında attığı güzel gole karşın çok fazla forma şansı bulamadı. Gelen gideni aratır misali Cisse'nin basit ama verimli oyununu aramaktaydı gözler. Ancak Fenerbahçe maçında bir kez daha görüldü ki, bu Alman ikilinin beraber oynadıkları maçlarda orta saha hakimiyetini büyük oranda Beşiktaş elde ediyor. Devre arası Delgado'nun gelişiyle gönderilecek gözüyle bakılan Fink artık takımın değişmez isimlerinden biri.
3. Yönetim'in işe karış(a)maması
Son bir nokta olarak belirtmek zorundayım ki transfer sezonunun sona ermesiyle yönetimin saha içine karışma şansının kalmaması Beşiktaş'ın işini oldukça kolaylaştırdı; çünkü bu yaz dönemi boyunca "şampiyon takımın ve taraftaın havası nasıl bozulur" konulu bir çalışma yaptıklarını söylemek pek de yanlış olmaz. Öncelikle Fenerbahçe ile anlamsız bir Mehmet Topuz yarışına girildi, sezon sonuna moralsiz giren Fenerbahçe, bizim yönetimin saçma tavırları yüzünden bir zafer kazanmış oldu ve Fenerbahçe camiası bir anda toparlandı. Daha sonrasında Nobre'ye verilen yıllık 2.5 milyon euro değerindeki anlamsız kontrat ile Nihat'ın takım dengelerini bozan kontratı takım içinde başta Tello olmak üzere çeşitli oyuncuların huzursuzluğuna sebebiyet verdi. Yönetimin bu eşsiz çalışması "transfer yaparken nasıl kaybedilir" isimli konferans ile son buldu. 8.5 milyon euro ödenerek Japon asıllı Brezilyalı Tabata'nın Antep'ten alınması bardağı taşıran son damla oldu. Takım üç ay içinde şampiyon kimliğinden sorunlu kimliğine dönüş yapmıştı bile.
Ocak ayı yaklaşırken içimdeki en büyük korku, yönetimin devre arasında saçma hamleler yapma hakkına yeniden kavuşacak olması. Umarım korkulan olmaz ve takım yakaladığı havayı Başkan ve saz ekibinin heveslerine kurban vermez.

Hiç yorum yok: